KUŞAK FARKI MI JENERASYON GEZEGENLERİNİN ETKİSİ Mİ?/AYLA BÜYÜKAŞIK

“Bugünlerde gençler kontrolden çıkmış durumda. Kaba bir şekilde yemek yiyorlar,  yetişkinlere karşı saygısızlar, ebeveynlerine karşı çıkıyorlar ve öğretmenlerini sinirlendiriyorlar.”  Aristoteles (MÖ. 350 yani 2371 yıl önce söylemiş)

Yukarıdaki cümleyi bir kitapta görünce anladım ki, “Bizim zamanımızda, eskiden gençler böyle yapacaktı da ne günlere kaldık .”  diye başlayan cümleler,  orta yaş ve üstü bireylerin ağzından her devirde çıkmış. 31 yıl süren eğitimcilik hayatımda olsun, yakın çevremde veya filmlerde, kitaplarda, dizilerde, haberlerde olsun buna benzer serzenişleri duyageldim. Fakat ben pek öyle konuşan bir insan veya öğretmen olmadığım, geleneksel olana yakın  veya  yatkın olmadığım  için (belki Ay’ım Kova’da diye) nedenlerini araştırmak istedim.

Her kuşağın kendine göre hayatı ve dünyayı algılama, tepki verme şekilleri, iletişim ve davranış biçimleri vardır. Her bir jenerasyonun karakteristik özellikleri, değer yargıları, tutum ve davranışları, zayıf ve güçlü yönleri farklıdır. Bu kuşaklar,  (ortalama olarak) doğum yıllarına göre tanımlanmış olsa da onları oluşturan topluluğun deneyimleri ve önceki kuşaklardan gelen aktarımları sonucu şekillenmiştir. Ben ise her bir kuşağın döneminde etkili olmuş olan jenerasyon gezegenlerinin transitlerini incelediğimde, o kuşağın davranışlarının nedenleri konusunda ipuçları yakaladım ve sizlerle paylaşmak istedim.

Satürn ötesi gezegenler; kolektif yahut  ‘sosyal gezegenler’ olarak da isimlendirilen  ve  nesilleri etkileyebilen  bu gezegenler ise Uranüs, Neptün ve Plüton’dur.

Şimdi bu yüzyılın kuşaklarına ve kolektif gezegenlerin kuşaklar üzerindeki etkilerine yakından bakalım:

1.Dünya savaşı jenerasyonu: 1900- 1927 yılları arasında doğmuş olan bu kuşak; savaş, kıtlık, yokluk zamanlarında yaşamış olan ve çoğunlukla artık hayatta olmayan dedelerimizin, ninelerimizin neslidir. O dönemde; Uranüs Balık’ta, Neptün Aslan’da  ve Plüton Yengeç’te idi. Dünya’nın bir çok ülkesinde vatanlarını korumak için savaşan, bu uğurda can veren, her koşulda ayakta kalmak gibi bir ideal edinmiş bir nesli anlatıyor.

Savaş sonrası jenerasyonu (Silentgeneration-Sessiz Kuşak): 1927-1945 arası doğanlardır. Yaşam felsefeleri yaşamak için çalışmak olan bu nesil, geniş ailelerde, sülale içinde ve mahallelerde, yani  yerel, sosyal gruplarda büyümüştür. Vatansever, gelenekçi, tutumlu, otoriteye saygılı , çalışkan ve sadıktır.  1. Dünya savaşının felaketlerini yaşamış olan bir neslin çocukları ve 2. Dünya savaşının dehşetini bizzat deneyimlemiş bir kuşaktır. Tüm dünyada otoriter rejimlerin hakim olduğu, özgürlüklerin kısıtlandığı bir dönemdi…

Başları belaya girmesin diye, ebeveynleri tarafından sessiz kalmaları telkin edilen, toplumsal olaylara karışmayan, otoriteye boyun eğen bir nesil olarak yetiştirildiler. ‘SESSİZ KUŞAK’ olarak adlandırıldılar.  Bu süre zarfında Uranüs, Koç’tan Boğa’ya (sessizlik) geçiyor. 1943’ te ise Boğa’dan İkizler’ e(iletişim başlıyor) geçiyor. Neptün ise Başak’tan(çalışkanlık) Terazi’ye(ikili ilişkilere) geçiyor. Plüton Yengeç’ten(vatan sevgisi) Aslan’a( bireysel ifade)geçiyor. Plüton’un 1930 yılında keşfedilmesi, atom bombasının icadına denk gelir. Değişim- dönüşüm, zorbalık, orantısız güç kullanımı ve şifa Plüton sembolleridir. Baktığımızda, Plüton’un  bu yıllardaki olaylara damga vurmuş olduğunu görmekteyiz.  Örneğin, Amerika Japonya’ya atom bombası atmıştır. Japonya ise Çin’e veba hastalığı taşıyan pireleri uçaklarla Çin semalarına  bırakmıştır. ( 1940’ ta ise Çin Kolera salgınıyla mücadele etmek için Türkiye’den aşı ithal etmiştir. O yıllarda Türkiye; Kolera, Tifüs, difteri, Kızamık, Tetanos gibi birçok aşı üretip dünyaya satıyordu. )

Nüfus Patlaması (BabyBoomers) jenerasyonu: 1946-1964 arasında doğan bu kuşağın özelliği geleneksel olan her şeyin yeniden tanımlanması diyebiliriz. BabyBoomers, denmesinin nedeniyse savaştan sonra doğan 1 milyar bebektir!  (O yıllarda 1. ve 2. Dünya savaşları yüzünden Dünya nüfusu azaldığı için doğumlar teşvik edilmişti.) Bu kuşak ise soğuk savaş yıllarını yaşamış, radyoyla eğlenmiş, mal-mülk ve refah yaşam özlemi çekmiş, kanaatkar, çalışkan, istikrarlı ve kuralcı bir nesildir. O dönemdeki jenerasyon gezegenlerine baktığımızda Uranüs, Yengeç burcuna geçince aile yapısı ve gelenekler sarsılıp kökten bir değişime uğramıştır. Geniş aileden, çekirdek aileye, ayrı eve çıkmaya başlanan zamanlardır. Ve en büyük kuşak çatışmalarının yaşandığı, ebeveyn-evlat anlaşmazlıklarının yaşandığı dönemdir. Çünkü bu neslin ebeveynleri ailede bir yetkenin olmasına alışkınken, bireyselliğini ilan eden evlatları anlamakta çok zorlandılar. Oysa bu doğal bir sonuçtu:  Uranüs Yengeç’te aile yapısını sarsıp değiştirmelerine, daha sonra Aslan burcuna geçip bireyselliklerini  ilan etmelerine yol açtı. Neptün, Satürn ve Mars Akrep’teydi, bu da cinselliğin ön planda olmasını, “savaşma, seviş “sloganını, hızlı nüfus artışını ve çok fazla bebek ölümlerini de açıklıyordu.

X Jenerasyonu (Generation X):  1962-65 doğumlularla başlayıp 1976-81 doğumlu olanlarla biten, ‘geçiş –ara kuşağı’da denilen, eski le yeni arasında bir köprü olan,günümüzde en iyi yönetim ve hizmet kadrolarında gördüğümüz bir nesildir. Çünkü bu nesil, Uranüs’ün Aslan burcundan Başak burcuna geçişiyle başlar. Çalışma hayatı, ayrıntılar, günlük işler, çalışkanlık, hizmet konularında değişik fikirler öne süren iş insanlarını görmekteyiz. Şöyle bir düşündüğümüzde ( bir X kuşağı olarak), her konuda ebeveynlerimiz ile çocuklarımız arasında bir denge unsuru, bir ara bulucu, bir köprü olmadık mı? Uranüs’ün Yay burcuna geçişine kadar süren bir kuşak olması yani Y kuşağının 1982’de Uranüs’ün Yay’a geçişiyle başlaması başka ne ile açıklanabilirdi?

Y Jenerasyonu ( Generation Y): 1977- 1994 yılları arasında doğanlara denk gelir. Kuşak farkını en yoğun şekilde yaşayan, X kuşağını mevkiinden edip her konuda çileden çıkaran bir nesildir. Hayat felsefesi ‘Değişim’ olan bu kuşak, Uranüs’ün Yay burcuna geçişi ile yurt dışına açılmış, yabancılarla evlilikler, yurt dışında eğitimler patlamış ve yabancı diller önem kazanmıştır. Bilgisayar ve interneti tanıyarak büyüyen bu nesil, “ ben görmedim, evladım görsün diyen” ebeveynlerinin bin bir emekle oluşturduğu  maddi olanakların sefasını süren, şanslı bir kuşak olmuştur. Bu arada Uranüs’ün Yay burcunda oluşuyla, dünyada gelişen ve yükselen hatta siyasi çıkarlar için kullanılan din konusundan bahsetmeden olmaz. Hatırlarsınız, 80’li yıllardan itibaren, egemen güçler, İslam coğrafyasını kullanarak Sovyetler Birliğini çember içine almak amacıyla, Yeşil Kuşak Projesi adı altında çeşitli fanatik, İslamcı örgütleri (El Kaide, Taliban gibi) desteklemişlerdir. Böylelikle din fanatizmi, dünya gündemine oturmuştur.

Z Jenerasyonu (Generation Z): 1995- 2010 yılları arasında doğanları ifade eden Z kuşağı, Uranüs’ün Kova burcuna, Plüton’un da Yay burcuna geçişiyle başlıyor. Teknolojiyle haşır neşir olan, toplumsal olaylara duyarlı, bireyselliğe önem veren, gelenekçi kalıpları yıkmaya hazır ve yepyeni bir dünya düzeni kurma potansiyeli taşıyan bir kuşaktır. Bu kuşağın ebeveynleri, teknolojiye yatkın olarak dünyaya geldiği için aralarında eski kuşaklardan farklı oarak; uyumlu bir ilişki olacağa benzer. Çünkü her iki nesil de özgürlüklere ve bireyselliğe saygılı, bilgi ve yeniliklere açıktır.

Alfa Jenerasyonu (Generation Alpha): Ortalama 2010 doğumlu yepyeni bir nesilden bahsedeceğim. Bu kuşağın Plüton’u Oğlak burcunda, Neptün’ü ise Balık burcunda.  Neptün‘ün  Balık’ta olması ile insanların iç dünyasına, psikolojiye, evrenselliğe, BİR’lik bilincine, dine veya spritüel gelişime meyili artmıştır.( Ayrıca, Neptün gezegeni, daha önce keşfedilmesine rağmen 1846’da ismi verilmiştir ve ilginç olan, psikoloji ile ruhsal dünyamızın merak edilip araştırılmaya başlanması bu döneme rastlar.) Plüton 2008- 2024 arasında Oğlak’ta olacak. Demek ki toplum-yönetim ve devlet kavramlarının kökten değişmesine katkısı büyük olacak. Ve bu kuşak, o yılların yönetim kademelerinde sözü geçen, değişim- dönüşümün bir parçası olan bireyler olacaktır, doğal olarak. Diyebiliriz ki bu nesil; güçlü sezgileri ile yaratıcılıklarını birleştirip yepyeni bir dünya kuracak.

Gördüğümüz üzere yıllardır kuşak çatışması adı altında yaşananlar, aslında jenerasyon gezegenlerinin transitlerinin sonuçlarıdır. Önümüzdeki sürece baktığımızda 2025’te Beta kuşağını sonra Gama Kuşağını görüyoruz. Bu kuşaklar dünyamızı bambaşka boyutlara taşıyacaktır. Umalım ki; onlar arasında kuşak çatışması değil, tecrübe ve bilgi alışverişi olsun.

Ve hepsi bütünün hayrına olsun. Sevgilerimle.

                                                                                                                                                    Ayla BÜYÜKAŞIK

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s