HAYAL VE HAYAT ARASINDAKİ İNCE ÇİZGİDE NEPTÜN / EMİNE GÜCEK

Düşlerin yıldızlara dek gidebileceği en uzak noktadır belki de hayal kurmak.

Hayal ve gerçek ikilemi denince zihnimde beliriverir Tevfik Fikret.

Fiziksel varlığın getirmiş olduğu gerçeklik algısına sıkışmış bir beden içinde nefes veren hayallerine sığınır Fikret ve çok sevdiği oğlu Haluk’a der ki:

Acı mıknatısıysan hayatın  “inan Haluk, ezeli bir şifadır aldanmak…”

Astrolojik bağlamda değerlendirdiğimizde hayal ve gerçek ikilemini en doğru biçimde tanımlayan iki gezegen vardır: Neptün ve Satürn.

Hayal (Neptün) ve hayat(Satürn) arasındaki o ince çizgide kolektif ve bireysel düzeyde bize etkilerine geçmeden önce bu iki gezegen arketipine göz gezdirelim:

Neptün Roma ve Yunan mitolojisinde “Denizler Tanrısı Poseidon” Sümer Mitolojisinde ise suyun ve yaratıcılığın tanrısı “Enki” ile ifade edilir.

Astrolojik bağlamda değerlendirdiğimizde Neptün sezgi, yaratıcılık, tanımlanamayan birçok algı, hayal ve vizyonlar, ruhsal güçlerle irtibat kısaca bu dünyaya ait olmayandır. Neptün’ün gölge tarafı ise reel yaşamın gerçeklerinden bizi kopararak sığındığımız bağımlılıklarımız ve “ben” olgumuzu tamamen dağıtıp çözmesidir.

Zamanın ve karmanın efendisi Satürn ise Yunan Mitolojisinde Kronos’tur.

Zamanın efendisidir çünkü yeryüzüne dair olan sorumlulukların kalıcılık ve gerçekçiliğiyle bizi test eder.

Sonsuzluğa hükmeder çünkü bu yaşam planından son çıkış kapımızdır.

Zamansızın zamanla kesiştiği alan Satürn’dür.

Astrolojik olarak bu iki gezegenin kozmik rövanşı yakın tarihte 2016 yılında kolektif ve bireysel anlamda bizi bazı noktalarda belirli sınavlara tabi tuttu. Bu süreçte öncelikle belirtmemiz gereken nokta astrolojide her görünümün en olumsuz diyebileceğimiz açıların dahi doğru kullanıldığı taktirde iyileştirici bir yönünün olmasıdır.

Satürn-Neptün gerilimli açısının bireysel haritalarımızda ve kolektif anlamdaki etkilerini değerlendirecek olursak;

Bu görünüm kitlesel ve bireysel anlamda bizi akıl ve inanç arasında kalmaya zorlayabilir. İnandığımız ve şimdiye dek geliştirmiş olduğumuz değerlerin çözüldüğünü fark edebiliriz. Kendi gerçekliğimizi, kişiliğimizi, yeteneklerimizi ve yönümüzü tayin etmekte zorlanabiliriz.

Bu süreçte bildiğimizi sandığımız doğruların ve yanlışların ters düz olduğunu görebiliriz.

Ancak bu durum hiç bir zaman çok uzun sürmemiştir. Çünkü siz gerçeklerden kaçtığınızı zannederken gerçeklik olgusu daha hızlıdır ve köşe başında kıskıvrak yakalar sizi.

Yalan haber, havailik, aldanma, aldatılma kavramlarına karşı daha objektif olmalıyız. Duyduğumuz her bilginin arka planında başka “şey” lerin de olabileceği seçeneğini mutlaka değerlendirmeliyiz.

Gerçeklik algımızın başka yöne kaydığını gözlemleyebilir, somut bazı hedefleri gerçekleştirmekte sınırlamalara şahit olabilir; hedeflerimizden vazgeçmek ya da var olanı yeniden gözden geçirmek zorunda kalabiliriz.

Satürn-Neptün kare açısının en temel anlamlarından biri de kaçıştır. Bu noktada reel yaşamın her türlü gerçekliğinden bizi koparacak maddi ve manevi bağımlılıklarımızı gözden geçirmeliyiz.

Hangisi gerçekliğin dikenli tellerinden sizi sığındığınız limanlara götürmekte? Alkol, para, cinsellik, alışveriş, uyku, güç tutkusu? Ya da kişilere, olaylara mı bağımlıyız?

Genel geçer kabul edilen toplumsal birçok bilgi bu dönemde eriyecektir. Bilimsel ya da dinsel anlamdaki temel felsefi yaklaşım ve kanıtların bu açıyla ciddi bir biçimde çatışmasına ve eleştirilmesine tanık olabiliriz.

Reklam, sinema fotoğrafçılık ve eğlence sektörü ile bağlantılı birtakım skandallar ortaya çıkabilir.

Yasalar, kanunlar akademik kurumlar ve dini örgütlenmelerin etki ve işlevselliği tartışılır hale gelecektir.

Kitlesel boyuttan baktığımızda “kendini kurban etme” eğilimi aslında bu görürümün temel anahtar sözcüklerinden biri. Bu nedenle ideolojik ve dinsel kutuplaşmalar bu dönemde etkisini daha fazla hissettirecektir.

Ne yapmalıyız?

Her anlamda gerçekçi ve sağlam bir platform üzerinde yürümek zorundayız.

Hayal ve gerçek ikilemindeki sınırlarımızı iyi belirlemek durumundayız.

Ön izleme(yeni sekmede açılır)

Hangi alanda özgün yaratıcılık potansiyelimiz daha fazla?

Satürn ve Neptün kare açısını vizyonerliğinizi ve yaratıcılık potansiyelinizi gerçek kılma noktasında değerlendirebilirsiniz.

Kitlesel ve bireysel boyutta umut, birlik ve empatiyle bakılan her şey de öz’ün yansımasını görmek ve “bir” olmak zorundayız. Yaradan’ın yaratılanda tecelli ettiği gerçeğini hiçbir zaman unutmadan insanlığı kurtaracak olan tek ilacın empati olduğunu artık “fark” etmek zorundayız.

Yıldızların Düşlediklerinizi Gerçek Kılması Dileğiyle

Emine GÜCEK

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s